BİDEB Doğrudan Yurt İçi Yüksek Lisans ve Doktora Burs Programları-2018


Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülmekte olan 2210/E Doğrudan Yurt İçi Yüksek Lisans ve 2211/E Doğrudan Yurt İçi Doktora Burs Programları kapsamında alan sınırlaması 2018 yılı 2. dönem başvuruları itibarıyla kaldırılacaktır.

Program Çağrı Metni için web adresimiz: www.tubitak.gov.tr/bideb/2211

Bilgilerinize

TÜBİTAK-BİDEB

Eğitim Burs ve Destekleri Grubu

Advertisements

Sosyal medya kullanıcılarının ne kadarı gerçek insan? – Dünya Halleri


Uzmanlar sosyal medyada ne kadar sahte hesap olduğu konusunda kararsız.
— Şurada oku www.dunyahalleri.com/sosyal-medya-kullanicilarinin-ne-kadari-gercek-insan/

Sahte hesaplar bir çok açıdan sorun yaratıyor. Pazarlama/Tanıtım/CRM çalışmalarının etkisini azaltıyor. Gerçek olmayan enformasyonun yayılmasına yol açıyor ve bunların bir sonucu olarak belki de itibarı en düşük medya olarak nitelendirilmeye maruz kalıyor.

Facebook Distopia


Ve nihayet herkesin bildiği veya en azından tahmin ettiği durum ortaya çıktı: Facebook’taki bilgilerimiz, bırakın iznimiz, haberimiz bile olmadan birileri tarafından toplanıp bizim kulağımıza ne yapacağımızı, ne düşüneceğimizi, nasıl yaşayacağımızı, neyi satın alacağımızı ve kime oy vereceğimizi fısıldayan bir makineye verilmiş. Bize hiç hissettirilmeden yönlendirilmişiz.

Öğrenildiğinden beri geçen birkaç gün süre içinde Facebook büyük itibar kaybetti ve toplamda 60 milyar dolar kayıp yaşadı. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir özeti Dünya Halleri’nde bulabilirsiniz.

Teknolojinin bir insan ürünü olduğunu ve tıpkı bir bıçak gibi ekmek kesmek için de insana zarar vermek için de kullanılabileceği için, önemli olanın kullanım niyeti olduğunu hep söylerim.

Bu skandalda teknolojinin kötüye kullanımının bir örneğini görmüş bulunuyoruz. Fakat ne enteresandır ki, insanı insan yapan unsur böyle durumlarda hep ortaya çıkıveriyor. Bu durumu biz daha önce Wikileaks olayında Julian Assange ve NSA olayında Eric Snowden ile yaşadık. Bu kişiler kaçınılmaz bir sonucun ortaya çıkmasına aracı oldular: “Gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır. Sonsuza kadar gizli kalamazlar”. Bu olayda da https://youtu.be/FXdYSQ6nu-M gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

Dünyada bir milyardan fazla insan gönüllü olarak ve büyük bir merakla Facebook adındaki bu sosyal medya dünyasına giriyor. Yazdığıyla, okuduğuyla ve paylaştığıyla kendisi hakkındaki bilgileri meydana döküyor. Büyük veriyi ortaya çıkarıyor. Ve bunu elinden telefonunu düşürmemecesine büyük bir tutku ile yapıyor. Facebook’un bu kadar büyük miktardaki veriyi sadece saklayacağını ve daha iyi iyi hizmet sunmak için kullanacağını düşünmek büyük saflık olurdu. Şüphelerimiz de vardı aslında ama bu skandal bunların gerçek olduğunu gösterdi.

Günümüzde insanların sosyal medya ile sınavında önemli bir soru ile karşı karşıyayız. Verilerimizi egomuzu tatmin etmek için paylaşıyoruz. Bunu kendimizi başkalarıyla kıyaslamak için yapıyoruz. Bunun için de gözetliyoruz. Kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışıyoruz. Ama aslında bütün özelliklerimizi ortaya döküyoruz. Burcumuzdan karakterimize, yediğimiz içtiğimizden, gittiğimiz ve gezdiğimiz yerlere kadar her şeyi paylaşıyoruz. Peki ne yapacağız? Hiç bir şey paylaşmayacak mıyız? Buna evet diye cevap vermek, hiç bir şeyinizi paylaşmayın, Facebook’u silin demek herhalde bu konjonktürde en kolayı olurdu.
Günümüz şartlarında bunu söylemek sokağa çıkmayın, kimseyle görüşmeyin demek gibi bir şey olur.

Yapılması gereken şeyler aslında çok temel şeyler:

1. Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformları, kullanıcıların kendi verileri üzerindeki kontrollerini onlara iade etmelidir. Diğer bir deyişle, kullanıcılar, verilerinin ne kadarının kimlerle paylaşılacağına bizzat kendileri (veya ebeveynleri) karar vermelidirler, sosyal medya platformları değil.

2. Net Neutrality (Internet’in tarafsız, eşit ve herkes için olduğu ilkesi) ve Netiquette (Internet’in etik kuralları) devletler, şirketler ve kullanıcılar tarafından kabul edilip samimiyetle benimsenmeli ve uygulanmalı.

Şu anda distopik bir durumu yaşıyoruz. Bir çok insan, geliştirilen yapay zeka uygulamaları ile makinelerin (robotların) insanların yerini alacağını ve köleleştireceğini düşünüyor. Evet, teknoloji insan yaşamını temelden etkiliyor ve dönüştürüyor. Ama unutmamalı ki teknolojiyi de geliştirmek biz insanların elinde olan bir şey. Eğer karamsarlığa ve felakete giden bir durum varsa, bunu düzeltecek olan da yine biz insanlarız.

Girişimcilik ve Bitcoin Araştırması Anketi


#bitcoin ve #blockchain üzerine yazılmış pek çok araştırma, makale ve kitap var. Konuyu çoğunlukla ekonomi, hukuk, teknoloji ve sibergüvenlik gibi açılardan ele alıyorlar. Halbuki yapılan çalışmalar sadece bunlarla sınırlı olmamalı. Birey ve toplumsal ilişkiler açısından konuyu ele alan çalışma gördüğümüz kadarıyla henüz yok.

Bize göre bitcoin ve blockchain, tam da bilişim biliminin konuları arasında yer alıyor. Çünkü bilişimin dört boyutu vardır: Yazılım dediğimiz mantıksal boyutu, donanım dediğimiz fiziksel boyutu, bireysel boyutu ve toplumsal boyutu. Bunların birini diğerlerinden ayırt edemeyiz. Birlikte incelememiz önemlidir.

Marmara Üniversitesi’ndeki Bilişim yüksek lisans ve doktora programlarımızdaki derslerimizde bilişimin bu durumuna özellikle vurgu yaparız.

Bu sebeple #girişimcilik ve #bitcoin ilişkisiyle ilgili çalışmamızın çok önemli bir boşluğu dolduracağını düşünüyoruz. Çalışmamızla ilgili #anketimizi cevaplamanız, değerli görüşlerinizi paylaşmanız büyük katkı sağlayacak. Çalışmamızın sonucunu sizlerle paylaşacağız. Detaylı bilgi almak veya görüşlerinizi paylaşmak isterseniz bize bitcoingirisimcilik@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Anketimizin sonuçlarını değerlendirdiğimiz makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Desteğiniz için çok teşekkür ederiz.

Prof.Dr. Cem S. Sütcü ve Doç.Dr. Çiğdem Aytekin

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Anabilim Dalı