Facebook Distopia


Ve nihayet herkesin bildiği veya en azından tahmin ettiği durum ortaya çıktı: Facebook’taki bilgilerimiz, bırakın iznimiz, haberimiz bile olmadan birileri tarafından toplanıp bizim kulağımıza ne yapacağımızı, ne düşüneceğimizi, nasıl yaşayacağımızı, neyi satın alacağımızı ve kime oy vereceğimizi fısıldayan bir makineye verilmiş. Bize hiç hissettirilmeden yönlendirilmişiz.

Öğrenildiğinden beri geçen birkaç gün süre içinde Facebook büyük itibar kaybetti ve toplamda 60 milyar dolar kayıp yaşadı. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir özeti Dünya Halleri’nde bulabilirsiniz.

Teknolojinin bir insan ürünü olduğunu ve tıpkı bir bıçak gibi ekmek kesmek için de insana zarar vermek için de kullanılabileceği için, önemli olanın kullanım niyeti olduğunu hep söylerim.

Bu skandalda teknolojinin kötüye kullanımının bir örneğini görmüş bulunuyoruz. Fakat ne enteresandır ki, insanı insan yapan unsur böyle durumlarda hep ortaya çıkıveriyor. Bu durumu biz daha önce Wikileaks olayında Julian Assange ve NSA olayında Eric Snowden ile yaşadık. Bu kişiler kaçınılmaz bir sonucun ortaya çıkmasına aracı oldular: “Gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır. Sonsuza kadar gizli kalamazlar”. Bu olayda da https://youtu.be/FXdYSQ6nu-M gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

Dünyada bir milyardan fazla insan gönüllü olarak ve büyük bir merakla Facebook adındaki bu sosyal medya dünyasına giriyor. Yazdığıyla, okuduğuyla ve paylaştığıyla kendisi hakkındaki bilgileri meydana döküyor. Büyük veriyi ortaya çıkarıyor. Ve bunu elinden telefonunu düşürmemecesine büyük bir tutku ile yapıyor. Facebook’un bu kadar büyük miktardaki veriyi sadece saklayacağını ve daha iyi iyi hizmet sunmak için kullanacağını düşünmek büyük saflık olurdu. Şüphelerimiz de vardı aslında ama bu skandal bunların gerçek olduğunu gösterdi.

Günümüzde insanların sosyal medya ile sınavında önemli bir soru ile karşı karşıyayız. Verilerimizi egomuzu tatmin etmek için paylaşıyoruz. Bunu kendimizi başkalarıyla kıyaslamak için yapıyoruz. Bunun için de gözetliyoruz. Kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışıyoruz. Ama aslında bütün özelliklerimizi ortaya döküyoruz. Burcumuzdan karakterimize, yediğimiz içtiğimizden, gittiğimiz ve gezdiğimiz yerlere kadar her şeyi paylaşıyoruz. Peki ne yapacağız? Hiç bir şey paylaşmayacak mıyız? Buna evet diye cevap vermek, hiç bir şeyinizi paylaşmayın, Facebook’u silin demek herhalde bu konjonktürde en kolayı olurdu.
Günümüz şartlarında bunu söylemek sokağa çıkmayın, kimseyle görüşmeyin demek gibi bir şey olur.

Yapılması gereken şeyler aslında çok temel şeyler:

1. Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformları, kullanıcıların kendi verileri üzerindeki kontrollerini onlara iade etmelidir. Diğer bir deyişle, kullanıcılar, verilerinin ne kadarının kimlerle paylaşılacağına bizzat kendileri (veya ebeveynleri) karar vermelidirler, sosyal medya platformları değil.

2. Net Neutrality (Internet’in tarafsız, eşit ve herkes için olduğu ilkesi) ve Netiquette (Internet’in etik kuralları) devletler, şirketler ve kullanıcılar tarafından kabul edilip samimiyetle benimsenmeli ve uygulanmalı.

Şu anda distopik bir durumu yaşıyoruz. Bir çok insan, geliştirilen yapay zeka uygulamaları ile makinelerin (robotların) insanların yerini alacağını ve köleleştireceğini düşünüyor. Evet, teknoloji insan yaşamını temelden etkiliyor ve dönüştürüyor. Ama unutmamalı ki teknolojiyi de geliştirmek biz insanların elinde olan bir şey. Eğer karamsarlığa ve felakete giden bir durum varsa, bunu düzeltecek olan da yine biz insanlarız.

One thought on “Facebook Distopia

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s