New Media

Thanks for your interest in my academic papers on academia.edu

Posted on


Bilişimin en temel kavramlarından biri de bilgi kavramıdır. Bu kavramı açıklamak için de veri-enformasyon-bilgi piramidi metaforunu kullanırız. Bilginin çok temel bir özelliği vardır ve bu özellik nedeniyle fiziksel ürünlerden ayrılır. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Masallardan efsanelere, kitaplardan bloglara, konferans ve seminerlere kadar sözlü ve yazılı, fiziksel veya sanal tüm ortamların temel anacı bilgiyi yaymak ve paylaşmaktır. Böylece basitçe, bir kişinin bildiğini pek çok kişi bilir. Bu özellik akademik ortamlarda ayrıca önemlidir. Bilim insanları yaptıkları çalışmaları yayınlayıp paylaştıkça o alanlarda çalışanların sayısı artar. Farklı fikirler bir araya gelir yeni fikirler ortaya çıkar. Google Akademik, academia.edu ve researchgate gibi sanal ortamlar bilgi paylaşımına katkıda bulunuyor (bu noktada ticari kaygıları ve yayın dilinin dünyadaki geçerliliği gibi problemleri de göz ardı etmemek  gerekir). Bu bağlamda, geçenlerde academia.edu dan aldığım bir e-postayı paylaşıp takipçilerime teşekkür etmek istedim. Benim bütün yayınlarım bu bloğumda olduğu gibi aynı zamanda academia.edu’da da yayında olduğu için sık sık bilgilendirme mesajları almaktayım. Bu gelen e-postada da şöyle bir mesaj vardı: You’re now in the top 3% of researchers on Academia.edu! (Academia.edu da en çok aranan araştırmacılar arasında ilk %3’tesiniz). 

App Annie

Posted on Updated on


Cep telefonunuzla ne kadar vakit geçirdiğiniz ile ilgili soruları genellikle anketlerde sorarız. Bu sefer cevabı bir uygulamadan alıyoruz: App Annie. Bu uygulamanın kullanıcılardan topladığı verilerin, bizim anketlerde kullanıcılara sorduğumuz “günde kaç saat cep telefonu kullanırsınız?” sorusuna aldığımız cevaplardan daha kesin veriler olduğuna da  dikkatinizi çekerim. Analiz sonuçlarına göre akıllı cep telefonlarımızda ortalama 90 uygulama oluyormuş ve bunların sadece 30 kadarını düzenli kullanıyormuşuz. Daha da ilginci/vahimi ise bu uygulamalara ayırdığımız süre günde 135 dakikaya, diğer bir deyişle, yılda bir tam aya karşılık geliyormuş. Devamını buradan okuyabilirsiniz. Okurken ister istemez cep telefonu kullanım süreniz de artmış olacak! 😜

Siz hala bilişimin iletişim içinde yeri olup olmadığını tartışın :)

Posted on


Şu günlerde yapay zeka çalışmaları film senaryosu yazmak için kullanılmaya  başlandığına şahit oluyoruz. İletişim alanında matbaanın yerini PC’lerin ve yazıcıların almasıyla başlayan dönüşüm sürecinin bu son aşamasında ilginç gelişmeler oluyor. 

Facebook’ta fitness fotoğraflarınızı paylaşırken bir daha düşünün

Posted on


Sosyal medyanın hayatımızı etkileyen çok önemli bir olgu olduğu ve bilişim yaklaşımıyla incelenmeye muhtaç olduğunu hep vurguluyoruz. Bu yazıyı okurken şu soruyu da düşünün: Sosyal medya insanların psikolojik sorunlarını görünür mü kılıyor yoksa bu tip sorunlara sebep mi oluyor? 

Yapay zekanın dili

Posted on


Yapay zekanın dilöğrenmeye başlaması ve bizlerin anlayamayacağı söylenen bir dil konışmaya başlaması gelecek günlerin insanlık için çok farklı olacağına işaret ediyor. 

Sosyal dinleme nedir? Nasıl yapılır?

Posted on


How Southwest Airlines Uses Social Listening to Produce Compelling Videos isimli Linda Rutherford’un yazısında, #bilisimyukseklisans ‘ta e-müşteri ilişkileri dersimizde anlattığım  örneklere benzer bir başka durum incelemesini okuyabilirsiniz. Derste bu konu başllığı üzerinde konuşacağız.

Yeni bir sosyal çağ

Posted on


Günümüzde iletişim çalışmaları yoğunlukla “sosyal medya” mecrasında gerçekleşen durumlar ve olaylar üzerinde yapılıyor. Bu mecranın birey ve toplum üzerindeki etkileri inceleniyor. Hatta bireylerin ve toplumların davranışlarının bu mecradaki yansımalarının nasıl gerçekleştiğine kafa yoruluyor. MIT’den @sinanaral ilham verici “The Power of Social Influence” adlı konuşmasında, bireyi ve toplumu anlayabilmek için ilişki (correlation) ve nedensellik (causality) kavramlarını iyi anlamak ve doğru kullanmaya vurgu yapıyor. Ağ ortamında bizim davranışlarımızın arkadaşlarımızın davranışlarını değiştirdiğine vurgu yapıyor. Sosyal medyanın iletişimi yoğunlaştırdığından hareketle çarpıcı örneklerle sosyal medya verilerinin nedensellikleri anlamamıza nasıl yardımcı olduğunu müthiş bir anlatımla gösteriyor. 

İletişim konularıyla ilgilenen akademisyenlerin sosyal medya verilerini analiz edebilmeleri, bu mecrada olan bitenleri anlamaları ve bu alanda akademik çalışma yapmaları açısından çok önemli. Bunun için iletişim kavramları ile beraber bilişim kavramlarına hakim olmaları gerekli. Böylece iletişim enformatiği (communication informatics) dediğimiz bir alanda birikime sahip olurlar. İstatistik yöntemlerine de aşina olmaları gerekli. Sosyal medya çalışmaları bu iki alanda da bilgi birikimine ihtiyaç duyuyor. Çünkü, sosyal medyada devasa bir veri okyanusu var. Bu verinin toplanıp düzenlenip analize hazır hale getirilmesi için bilişim bilgisine ihtiyaç var. Analiz edilmesi için ise istatistik bilgisine ihtiyaç var. Öğrenmek için hiç bir zaman geç değildir. Yeter ki araştırmak isteyin. Yoksa başkalarının söylediklerini tekrar edersiniz sadece. Müsaadenizle ben de Marcus Aurelius’un Meditations’da söylediklerini tekrar edeyim yeri gelmişken:)

Duyduğumuz herşey bir görüştür, bir gerçek değildir. Gördüğümüz herşey bri bakış açısıdır, hakikat değildir. 

(Everything we hear is an opinion, not a fact. Everything we see is a perspective, not  the truth.)

Gerçeği ve hakikati aramaktan hiç vazgeçmeyelim.