Yuval Noah Harari’nin FT yazısı: Koronavirüs sonrası dünyaya totaliter gözetleme rejimleri mi, yoksa küresel dayanışma mı hâkim olacak? – Medyascope


Hararinin yazısının şu bölümü benim açımdan oldukça önemli:

“Pek çok kısa vadeli acil önlem artık hayatımızın önemli bir parçası olacak. Acil durumların doğası böyledir. Tarihi süreçleri hızlandırırlar. Normalde uzun yıllar düşünülerek verilmesi gereken kararların birkaç saat içinde verilmesi gerekir. Henüz tam anlamıyla hazır olmayan ve hatta tehlikeli teknolojiler hizmete sunulur, çünkü hiçbir şey yapmamanın riski daha büyüktür. Şu an pek çok ülke bir sosyal deney haline geldi. Herkes evden çalışırsa ve iletişimi belli bir mesafeden uzakta gerçekleştirirse ne olur? Bütün okullar ve üniversiteler çevrimiçi eğitim verirse ne olur? 

Bu satırlar aynı zamanda teknolojinin ve iletişimin ileride (yakın gelecekte) önemini çok daha arttıracağını işaret ediyor. Bu yeni düzende teknolojiyi nereye koymalıyız? İletişiminizi nasıl sağlamalıyız? Bu arada sosyal mesafeyi de korumak zorundayız. Bütün bunlar zor SORULAR ve cevaplarını şu anda bilmiyoruz. Fakat şundan emin olabiliriz ki bir çok şey değişecek ve bu değişikliklere adapte olmamız gerekecek.

Bir de şu cümle çok çarpıcı: “İnsanlık tarihinde ilk kez bugünkü teknoloji sayesinde herkesi her zaman takip etmek mümkün“. İşte bu soğuk ve kaçınılmaz gerçek, bize değişimin de kaçınılmaz olduğunu apaçık gösteriyor. Önemli bir eşiği yaşıyoruz.

Okan Yücel 25 Mart 2020 tarihinde paylaştı. İsrailli tarihçi ve yazar Yuval Noah Harari’nin 20 Mart’ta Financial Times’ta yayımlanan yazısını Okan Yücel çevirdi: İnsanlık şu an küresel bir kriz
— Şurada oku medyascope.tv/2020/03/25/yuval-noah-harari-koronavirus-sonrasi-dunyaya-totaliter-gozetleme-rejimleri-mi-yoksa-kuresel-dayanisma-mi-hakim-olacak/

Çay Tadan Hanım


Aslında tüm akademisyenlere okumalarını şiddetle tavsiye ettiğim David Salsburg’un ‘Çay Tadan Hanım’ adlı kitabında belirttiği gibi, 1950’lerden itibaren başlayan ve 1980’lerden itibaren yaygınlaşan bilgisayarların araştırmalarda hesaplamaları hızlandırmak üzere yoğun olarak kullanılmaları ile ortaya çıkan istatistik devrimi ile beraber, Amerika’daki üniversitelerde İstatistik Bölümleri kurulmaya başlamıştı (Salsburg, 2001: s.216, 291). Peki, neden ülkedeki ve dünyadaki neredeyse bütün üniversitelerde Matematik Bölümü diye bir bölüm varken bir de İstatistik Bölümü açılıyordu? Çünkü bilgisayar kullanımı, hesaplama ve analiz alanında çok büyük bir çığır açıyordu. Karl Pearson ve Ronald Alymer Fisher gibi pek çok öncü matematikçi/istatistikçinin geliştirdiği ve seneler süren diye tanımlayabileceğimiz hesaplamaları o zamanlar hayal bile edilemeyecek kısa süreler içerisinde gerçekleştirebilmek bilgisayarlar sayesinde mümkün olabiliyordu. İstatistik çalışmalarını sadece hızlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni istatistiksel metotların geliştirilmesine de olanak sağlıyordu. Özellikle, çoklu regresyon analizleri, ‘bootstap’ analizleri ve zaman serileri gibi metotların geliştirilmesinde ve uygulanmasında bilgisayarların kullanımının çok büyük yeri vardır. Bilgisayar; matematik, istatistik ve araştırma alanlarında çığır açmıştır.

Günümüzde, bilgisayarlar iletişim alanında da çığır açmıştır. İletişim ile iletişim enformatiği arasındaki ilişki de matematik ve istatistik arasındaki ilişkiye benzemektedir. Özellikle 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren önce basın sektöründe sonra da tüm medya sektörlerinde haber yapımından yayınına kadar her aşamada kişisel bilgisayarların kullanımı yaygınlaştırmıştır.  İletişim Fakültelerinin Gazetecilik bölümlerinde bu bilgisayarların sektörde kullanımının ortaya çıkardığı etkiler ile ilgili bilimsel çalışmalar hem ana akım hem de eleştirel akım gözüyle yapılagelmektedir. 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren yeni medya ve sosyal medya dediğimiz ortamların da temel yapıtaşı bilgisayarlar ve onların oluşturduğu ağ olan İnternet olmuştur. Bu da özellikle, Halkla İlişkiler ile Radyo-Televizyon Sinema sektörleri üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. İletişim fakültelerin bu bölümlerinde de yeni medya ve sosyal medya ile ilgili etki çalışmaları aynı şekilde hem ana akım hem de eleştirel akım gözüyle yapılagelmektedir. Fakat burada önemli bir eksiklik bulunmaktadır. Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Radyo-Televizyon Sinema alanlarında, bilgisayarlar, İnternet, yeni medya ve sosyal medya konularında yapılan çalışmalar etki analizi ve eleştirel analizler çerçevesinde sınırlı kalmaktadır.

İletişim Enformatiği alanının ortaya çıkışı, tıpkı matematiksel istatistik alanı olduğu halde bilgisayarlı istatistik alanının oluşturulmasında olduğu gibi bir akademik gelişme olarak değerlendirilmelidir. İletişim alanındaki her bölümün kendi bakış açısıyla konuyu ele almasındaki parçalanmışlığı ve çakışmaları gidermek bu alanın temel işlevidir. Böylece günümüzde önemi yadsınmayan İletişim ve Bilişim Sistemlerine (Communication and Information Systems) bütünsel bir bakışla iletişim temelli kavramsal altyapıları oluşturmak bu alandaki çalışmalardan beklenen akademik katkı olacaktır. İletişim Enformatiğinden beklenen belki de en önemli işlev ise artık neredeyse tamamen bilgisayar tabanlı yapılan iletişim faaliyetleri çerçevesinde iletişim ve bilişim sistemleri ile ilgili yeni metotlar geliştirmek, mevcut metotları uygulayarak bunların birey ve toplum açısından ne ifade ettiğini araştırmak olacaktır.