Çay Tadan Hanım


Aslında tüm akademisyenlere okumalarını şiddetle tavsiye ettiğim David Salsburg’un ‘Çay Tadan Hanım’ adlı kitabında belirttiği gibi, 1950’lerden itibaren başlayan ve 1980’lerden itibaren yaygınlaşan bilgisayarların araştırmalarda hesaplamaları hızlandırmak üzere yoğun olarak kullanılmaları ile ortaya çıkan istatistik devrimi ile beraber, Amerika’daki üniversitelerde İstatistik Bölümleri kurulmaya başlamıştı (Salsburg, 2001: s.216, 291). Peki, neden ülkedeki ve dünyadaki neredeyse bütün üniversitelerde Matematik Bölümü diye bir bölüm varken bir de İstatistik Bölümü açılıyordu? Çünkü bilgisayar kullanımı, hesaplama ve analiz alanında çok büyük bir çığır açıyordu. Karl Pearson ve Ronald Alymer Fisher gibi pek çok öncü matematikçi/istatistikçinin geliştirdiği ve seneler süren diye tanımlayabileceğimiz hesaplamaları o zamanlar hayal bile edilemeyecek kısa süreler içerisinde gerçekleştirebilmek bilgisayarlar sayesinde mümkün olabiliyordu. İstatistik çalışmalarını sadece hızlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni istatistiksel metotların geliştirilmesine de olanak sağlıyordu. Özellikle, çoklu regresyon analizleri, ‘bootstap’ analizleri ve zaman serileri gibi metotların geliştirilmesinde ve kullanımında bilgisayarların kullanımının çok büyük yeri vardır. Bilgisayar; matematik, istatistik ve araştırma alanlarında çığır açmıştır.

Günümüzde, bilgisayarlar iletişim alanında da çığır açmıştır. İletişim ile iletişim enformatiği arasındaki ilişki de matematik ve istatistik arasındaki ilişkiye benzemektedir. Özellikle 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren önce basın sektöründe sonra da tüm medya sektörlerinde haber yapımından yayınına kadar her aşamada kişisel bilgisayarların kullanımı yaygınlaştırmıştır.  İletişim Fakültelerinin Gazetecilik bölümlerinde bu bilgisayarların sektörde kullanımının ortaya çıkardığı etkiler ile ilgili bilimsel çalışmalar hem ana akım hem de eleştirel akım gözüyle yapılagelmektedir. 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren yeni medya ve sosyal medya dediğimiz ortamların da temel yapıtaşı bilgisayarlar ve onların oluşturduğu ağ olan İnternet olmuştur. Bu da özellikle, Halkla İlişkiler ile Radyo-Televizyon Sinema sektörleri üzerinde önemli etkiler yaratmıştır. İletişim fakültelerin bu bölümlerinde de yeni medya ve sosyal medya ile ilgili etki çalışmaları aynı şekilde hem ana akım hem de eleştirel akım gözüyle yapılagelmektedir. Fakat burada önemli bir eksiklik bulunmaktadır. Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Radyo-Televizyon Sinema alanlarında, bilgisayarlar, İnternet, yeni medya ve sosyal medya konularında yapılan çalışmalar etki analizi ve eleştirel analizler çerçevesinde sınırlı kalmaktadır.

İletişim Enformatiği Bölümünün ortaya çıkışı, tıpkı istatistik bölümleri olduğu halde bilgisayarlı istatistik bölümlerinin kurulmasında olduğu gibi bir akademik gelişme olarak değerlendirilmelidir. İletişim alanındaki her bölümün kendi bakış açısıyla konuyu ele almasındaki parçalanmışlığı ve çakışmaları gidermek bu bölümün temel işlevidir. Böylece günümüzde önemi yadsınmayan İletişim ve Bilişim Sistemlerine (Communication and Information Systems) bütünsel bir bakışla iletişim temelli kavramsal altyapıları oluşturmak bu bölümdeki çalışmalardan beklenen akademik katkı olacaktır. Bölümden beklenen belki de en önemli işlev artık neredeyse tamamen bilgisayar tabanlı yapılan iletişim faaliyetleri çerçevesinde iletişim ve bilişim sistemleri ile ilgili yeni metotlar geliştirmek, mevcut metotları uygulayarak bunların birey ve toplum açısından ne ifade ettiğini araştırmak olacaktır.

Advertisements

İletişim ve İnsan İlişkilerinde Teknolojinin Rolü


28 Nisanda, değerli öğrencim İrfan Ertekin beyin teklifi ve organizasyonu ile Erzincan Üniversitesinde verdiğim konferanstan sonra akşam Can TV yerel televizyonunda (cantv.com.tr), kendisini tanımış olmaktan büyük mutluluk duyduğum, özveriyle takdire şayan bir iş yapan Oktay Kılınç beyin hazırlayıp sunduğu YAŞAMA DAİR programına konuk oldum. İletişimden, teknolojiden ve insandan uzunca konuştuk. Buradan izleyebilirsiniz via @YouTube

Laptop yerine kağıt kalem


Bu yazıda kağıt kalemle not tutmanın ,bbbbblaptop (klavye) ile not tutmaya göre daha akılda kalıcı olduğunu belirtiyor uzmanlar. Post-pc dediğimiz tabletler için bu durumun geçerli olmadığını düşünüyorum. Çünkü parmak (kalem) kullanımına klavyeye nazaran daha fazla öncelik tanıyor. Arayüz olarak da daha fazla kullanıcı dostu. Eğitim de de yaygın olarak kullanılma potansiyeline sahip. Tabii ki her iletişim aracında olduğu gibi olumlu ve olumsuz yönleri, birey ve toplum üzerindeki etkileri tartışılabilir.

Akademik Yayın Nasıl Hazırlanır?


Bugün üyesi olduğum TÜBİTAK ARDEB mail grubundan bir haber geldi. Aşağıda haberi ve ilgili linki sizlerle paylaşıyorum. Emeği geçenlere teşekkürler.

Sayın Cem Sefa Sütcü,

14 Mart 2014 tarihinde TÜBİTAK Başkanlık binasında (Ankara) gerçekleştirilen “İngilizce Akademik Yayın Hazırlama Eğitimi”ne ait videolara ve kullanılan sunum dosyalarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla.

AKADEMİK YAYIN HAZIRLAMA

– TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı